Şu anda politika gündemi yerel seçimlere odaklanmış durumda. Yerel seçimlerde nasıl bir politika izleyeceksiniz? Aday çıkaracak mısınız? Yoksa bir ittifak söz konusu mu?

·Yerel yönetimler, bir ülkenin siyasal sistemi ve siyasi partilerin seçmeniyle bire bir iletişim kurabilmesini sağlaması nedeniyle çok önemlidir. Çünkü yerel yönetimler, hizmet etme yöntemi olarak daha öznel ve vatandaşa direkt olarak ulaşılmasını ve hizmet edilebilmesini sağlar.  Dsp, belediye seçimlerinde geçmiş dönemlerde elde etmiş olduğu başarıları tesadüfen kazanmış değildir. Bu başarıları yeniden kazanması da mümkündür. DSP halka rağmen değil, halka birlikte yönetim anlayışını benimsemiş, insanı merkeze alan ve sadece insan için siyaset yapan bir partidir. Bizler, vatandaşa hizmet etmek için siyasi varlığını ortaya koyan ve bu düşünceyle tutum ve davranış belirleyen bir örgüt olarak, her zaman yerel yönetimlerde iddiamızı ve irademizi ortaya koyacağız. Bizim anlayışımıza göre bir siyasi parti, seçimlere girmek ve iktidar olmak için kurulur. Bu sebeple, seçimlerde aday çıkararak iddiasını ispatlamalıdır. Bu nedenle DSP şimdiden aday belirleme çalışmalarına başlamıştır. Ancak! Parti olarak iddiamızdan tek bir gerekçeyle geri adım atabiliriz. Şöyle ki; vatandaşımızın menfaatine bir durum gelişirse, şehrimiz için gerçekten faydalı olacağına ve hizmet yarışında bazı, belirli gerekçeler nedeniyle; hizmet yaratma konusunda, ekonomik ve bürokratik engelleri daha kolay aşarak, bunlara ulaşmakta yaşanacak zorlukları ortadan kaldırabilecek bir kişinin olduğunu görür ve samimiyetine inanırsak ancak o koşulda kendi iddiamızdan vazgeçebiliriz. Ama buna ittifak demeyi tercih etmiyorum. Eskişehir'imizin menfaatine yönelik bir destek diyebiliriz. 

Sizce Eskişehir seçmeni yerel yönetici ve meclis üyesi seçiminde hangi kriteri ön plana çıkarıyor?

·Bence Eskişehir ve hatta tüm ülke seçmeni, AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte sadece ve sadece AK partili ya da AK parti karşıtı olarak bir seçim yapmaktadır. Yerel yönetimle ilgili çok fazla bir beklenti içinde olmadan, yeterki iktidar partisi Eskişehir'i almasın düşüncesiyle hareket ediyor. Bu da aday olan kişilerin proje veya fikir geliştirmeden, salt AKP karşıtlığı üzerinden oy alabilmesini sağlamaktadır. Belediye meclis üyelerinin kim olacağı, ne kadar liyakatli ya da ne kadar faydalı olacağına kimsenin önem verdiğini düşünmüyorum. Ben, yaklaşık 10 yıla yakın siyasi hayatımda ki! Bu süreçte 5-6 seçim yaşamış, Büyükşehir Belediyesi ve milletvekilliği olmak üzere üç defa aday olmuş bir kişi olarak çok net ifade edebilirim. Sahada en fazla çalışan siyasetçilerden biriydim ve seçmenin neredeyse tek kriteri, karşıtlıktı. Artık  bu seçimler hizmet yarışı değil, karşı tarafa alan kaptırmamak kavgasına dönmüştür. Bu sebeple aday olan kişiler plan, proje geliştirmeden karşı tarafla en iyi kavgayı vermek üzerinden propaganda yapmakta ve bu da siyasetimizi yozlaştırmaktadır.

Sizce yeni seçilen belediye başkanlarının ilk gündemi ne olmalı? Eskişehir’in en önemli sorunu nedir?

·Aslında genel olarak bütün toplumumuzda ve şehrimizde temel sorunumuz düşünsel yani zihniyetimizdir diye düşünüyorum. Çünkü seçmen kitlemiz hizmet almaya dönük değil, taraf olmaya eğilimli bir seçmen profilidir. Bu nedenle, Eskişehir'in en büyük sorunu kenti geliştirmeye yönelik hizmet talep etmek yerine, kendi tarafından birinin seçilmesi yönünde tercih yapmasıdır. Eskişehir'in 'kendisinin' sahibiymiş gibi, bu şehri hoyratça ve kolayca dönüştürmek yerine, bu kentin sorunlarını sahiplenip çözüm üretmek isteyen kişilere ihtiyacı vardır. Şu anki durum, 'bu şehrin bir patronu var' görüntüsü yaratmaktadır. Dolaylısıyla, yapılacak olan yerel seçim yeni patronun kim olacağını belirleyecek bir seçimmiş gibi algılanmaktadır. Eskişehir'in en büyük sorunu işte budur. Bu zihniyet değişmeden, bir menfaat grubu gider, yerine diğer grup gelir. Bununla birlikte, belediyecilik açısından bakıldığında trafik yani ulaşım sorunu öncelikli sorunumuzdur diye düşünüyorum. Ancak bu sorun aslında bir sonuçtur diye yorumlarsak daha doğru olacaktır. Çünkü meselenin temelindeki, imar ve planlamadaki yanlışlıklar bu sonucu meydana getirmekte. Bu düzenlemeleri doğru yapmadığımız sürece ulaşım dahil pek çok problem kendiliğinden ortaya çıkar. Sorunları çözmekte geç kaldığınız da ise artarak devam eder ve kronikleşmesi kaçınılmazdır. Tıpkı bugün yaşadığımız trafik sorunu gibi. Aslında her şehir yaşayan bir organizmadır ve insanlar gibi şehirlerinde bir dengesi vardır. Şehirlerde olması gereken, açık-kapalı alan dengesi gibi pek çok unsur hiç bir zaman bir birinin aleyhinde olmamalıdır. Eğer planlama olması gerektiği gibi yapılmaz ve eş, dost memnun olsun diye imarda düzenlemeler yapılırsa, sonuçta trafik dahil her türlü sorunla yaşamak zorunda kalınır. Bizim şu içinde bulunduğumuz durum bu ve acil çözüm üretilmelidir.

Partinizin Eskişehirspor ile ilgili düşüncesi nedir? Taraftarın kulübün kapatılıp; yeni bir kulüp kurulacağı yönünde duyumları ve korkuları var. Ne düşünüyorsunuz?

·Aslında biz parti olarak hiçbir sportif faaliyetin siyasallaştırılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle futbol kulüpleri; her zaman o şehirde yaşayan siyasiler ve gücü elinde bulunduranlar için, bir birlerine meydan okuma alanı olarak kullanılmaktadır. Kulüp yöneticileri hep belli güç odaklarının yörüngesinde olmuş veya olmaya zorlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında, sadece sportif faaliyet alanı gibi görünmeyen futbol kulüpleri yazık ki! Eskişehirspor'un düştüğü duruma düşmekteler. Daha önce bir açıklamamda, bu şehrin ileri gelenlerine şöyle seslenmiştim. "Eskişehirspor sizin kişisel hırslarınızı kıyaslayacağınız atıl bir alan değildir, hiç kimse Eskişehirspor üzerinden bir birini yıpratmaya çalışmasın". Ama gelinen nokta ne yazık ki, aynen böyle oldu. Bazı kişiler, sadece birilerine bağlılıklarını ya da karşıtlıklarını ifade edebilmek için, onları kamuoyunda yüceltmeye veya küçük düşürmeye çalışmakta ve bunu da Eskişehirspor üzerinden yapmaktadır. Ben bu konuda her zaman gerekli hassasiyeti göstermiş ve basın açıklamalarımda gerekli uyarıları yapmış bir kişiyim. Siyasetin yozlaşmışlığı, spor kulüplerine de sirayet etmektedir. Bunun önüne geçilmezse, bu iş şehrin ileri gelenlerinin insafına kalır ve karşılıklı restleşmelerine ve meydan okumalarına bir malzeme olmaktan öteye gitmez. Her zaman şunu söyledim 'Eskişehirspor bu şehrin bitmeyen Sevdasıdır' ve aslında bir futbol kulübünden çok daha fazlasıdır.

Hükümetin enflasyonla mücadele çabaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce son açıklanan 7 madde bu konuda etkili olacak mıdır?

·İktidar partisinin ekonomik anlamda ortaya koyduğu hiç bir tedbir gerçekçi ve çözüme yönelik değildir. Medya önünde açıklanan ekonomik kriz ve enflasyonla mücadelede adına, çeşitli isimlerle tarif edilmeye çalışılan eylem paketleri bir şeyler yapma görüntü yaratmaktan öteye geçmeyen, tam tersine basın yoluyla bir kısım çevrelere mesaj ve göz dağı vermenin Ötesi'ne geçmeyecek eylemlerdir. Ben, seçim öncesi yaptığım açıklamalarda ekonomik kriz vurgusuna dikkat çekmiş ve bu durumun kronikleşmesinin kaçınılmaz olduğunu, enflasyon verilerinin seçim sürecinde farklı yansıtıldığını, ancak bu durumun bir patlama noktasına gelmesinin mutlak bir son olduğunu ifade etmiştim. Bu sebeple, 7 değil 17 hatta 77 maddelik açıklama da yapılsa hiç bir anlam içermez. Bu ancak, iktidar partisinin günü kurtarma eylemi olabilir. Enflasyonla mücadele ya da ekonomik krizi çözme eylemi olmaktan çok uzaktır. Çünkü üretim ekonomisi tamamen ter edilmiş, sadece sıcak parayla ve ellerindeki varlıkları satarak bu günlere kadar sürdürülmüş bir politikadır ve üretmeden, ithalata mahkum edilmiş bir ekonomik yapının daha fazla ayakta durması mümkün değildir. 

Bu gün hükümette DSP olsa sizce neyi farklı yapardı?

·Bugün hükümette DSP olsaydı, bambaşka bir Türkiye olurdu. Hukuk kuralları içinde, insan haklarına saygılı, üretim ekonomisini benimsemiş, ithalata bağımlı değil mal ve hizmet yönünden kendine yetebilen, refah seviyesi yükselen bir ülke olurduk. Bundan sonra iktidara gelirsek, tüm bu Ideallerimizi gerçekleştirmek için çalışacağız. Aslında, iktidarda kaldığımız 3 yıllık süreçte hukuksal anlamda ve ekonominin yapısal sorunlarına yönelik uygun adımlar atılmış ve bu günkü iktidar ekonomik anlamda bizim almış olduğumuz ciddi tedbirler sayesinde ilk dönemlerini rahat geçirmiştir. Ancak sonrasında, bu olumlu durumu sürdürebilir hale getirmek yerine, kendi menfaatine göre bir yol çizmişlerdir. Bu durum, ekonomideki yapısal sorunlar ve kayırmacılıkla birleşince, bugün gelinen noktada enflasyonla mücadele edebilmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bugün DSP hükümet olsaydı, üretmeyen toplumların mutlaka başka milletlere bağımlı olacağını ve bu durumun ileriki boyutta egemenliği tehdit eder hale geleceğinin bilinciyle, mutlaka yatırım yapılması ve üretimin desteklenmesi yönünde bir politika geliştirirdi.