Kurtuluş Savaşı’nın mimarı, bağımsızlık savaşında Dünya’da bir ilk olmuş, devrimleriyle ulusa kimlik kazandırmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 80. Yılında sevgi, saygı ve büyük bir özlemle anıyoruz.

O bizden biridir, bir halk çocuğu, büyük bir askeri ve siyasi deha, bir öğretmen ve çok yönlü kişilik özellikleri olan devrimci lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Fikir, ideal ve eserleriyle bağımsızlığımızdan, tarihimize, dilimize, sanatımıza ve milli benliğimize kadar işleyen tüm Dünya’nın örnek aldığı devlet adamıdır Atatürk.

Aradan geçen 95 yıla rağmen devrimleri ışık saçmaya devam etmektedir.

Bölücü, gerici ve yobaz zihniyet, onun duvarlarda asılı resimlerinden, meydanlardaki heykellerinden korkmakta haklıdırlar. Çünkü Atatürk ‘’Orta çağ anlayışıyla ilkel ve boş inançlarla yürümeye çalışan uluslar, yok olmaya, hiç olmazsa tutsak olmaya ve aşağılanmaya mahkumdurlar.’’ Diyerek, Türk ulusuna gideceği yolu göstermiştir.

Fakat bugün ülkemizde iktidarda olanlar Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet’i birlikte kurduğu yol arkadaşlarını ve cumhuriyetimizin ilke ve değerlerini itibarsızlaştırma politikalarını sistemli bir şekilde sürdürmektedirler.

Eğitim öğretim müfredatlarında Atatürkçülük konuları sürekli azaltılmakta ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ne idiğü belirsiz dernek ve vakıflarla protokoller yapılarak çocuklarımızın eğitimi birtakım gerici ve karanlık zihniyetin eline bırakılmaktadır.

Ancak; Çağdaş, bilimsel, laik, ulusal eğitimin savunucusu Eğitim İş Atatürk İlke ve Devrimlerini, Cumhuriyet değerlerini çocuklarımıza anlatmaya devam edecektir. Bu vesileyle açmış olduğumuz ve yakın zamanda Danıştay tarafından sonuçlandırılan dava ile Andımız’ın okullara geri dönmesi gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı yüksek mahkeme kararını derhal uygulamaya çağırıyoruz.

Eğitim İş olarak bir kez daha diyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Dervişler, şeyhler, müritler memleketi olmayacaktır. Bu ülkede özgür ve insanca yaşayabilmemiz yalnızca laik cumhuriyeti yaşatmakla mümkün olacaktır.

Ulus olarak yapmamız gereken, Büyük Önder’in yaşamını, düşüncelerini, ilke ve devrimlerini tüm yönleriyle gelecek kuşaklara öğretmektir. Atatürk’ü anmanın ve anlamanın en güzel yolu budur.

Ve biz diyor ki; 10 Kasımlar bizlerin değil, Onun ölmediğini gören düşmanlarının yas günüdür.

Bu duygularla bir kez daha Büyük Önder, Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz.