ESAHED yönetim kurulu üyeleri yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “ Yaşanan üzücü olayı sosyal medya, görsel ve yazılı basından üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Sağlıkta şiddet ve şiddetin nedenlerinin tartışıldığı bu günlerde bu şiddet sarmalının hastalarımızı da olumsuz etkileyeceğini dile getirirken, gündemimize giren istenmeyen bu olay ile ilgili değerlendirme yapabilmek için süreci o noktaya getiren olaylar zincirine bakmak gerektiğini düşünüyoruz.”

“Biz Aile Hekimleri görev ve yetkilerimizi kanun, ilgili yönetmelikler ve bakanlığımızın talimatları çerçevesinde uygulama gayretindeyiz” ifadeleri yer alan açıklamada şu sözlere de yer verildi; Sağlık Bakanlığı 08 Temmuz 2011 tarih ve 29851 sayılı yazısında ‘Sağlık kurumlarına başvuran hastanın genel durumunun değerlendirilmesi, tetkiklerinin istenmesi, teşhisin konulması ve gerekli görülmesi halinde ilaç reçete edilmesi, tedavi sürecinin aşamaları olup, bu süreçte hastanın hekim tarafından görülmesi zorunludur. Sürekli ilaç kullanımı ve ilaç muafiyet raporu bulunan hastalar için de aynı işlemler geçerlidir. Bu nedenle uygulamada istismara mahal vermemek bakımından, hekimin hastayı görmeden işlem yapması uygun değildir’ diyerek, hastanın görülmeden ilaç yazılmasının suç teşkil ettiğini açıkça belirtmiştir.”

ESAHED tarafından yapılan açıklamanın devamı şu şekilde, “SGK tarafından da konunun çözülmesi cihetine gidilmemiş, birçok hekim arkadaşımız hastayı görmeden reçete düzenledikleri gerekçesiyle ağır ceza mahkemelerinde çete üyeliği,  resmi evrakta sahtecilik ve devleti zarara uğratma iddiasıyla, 2-5 yıl hapisle yargılanmışlardır. 

Konuya dönecek olur isek; öğrendiğimiz kadarıyla, Giresun’a il dışından gelmiş olan hasta yakını o anda orada olmayan hastasının ilaçlarını yazdırmaya çalışmış, bunu gerekçeleriyle reddeden doktor hanıma ısrarını sürdürmüş “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? bu ilaçları yazacaksın" diyerek doktor hanımın masasını yumruklamış, şiddet ve tehdit içeren hareket ve sözlerinin haricinde poliklinik odasından çıkmayı reddetmek suretiyle, o esnada hizmet almak için bekleyen hastaların muayene olmalarına engel olmuş. Sözlü tüm ikna çabaları da sonuçsuz kalınca doktor hanım “Beyaz Kod” vermek suretiyle şikâyet hakkını kullanmış,  hasta yakını, Beyaz Kod neticesinde olay yerine gelen polislere de mukavemet göstermiş, hatta silahlarını almaya çalışmıştır. Olaylar neticesinde kalp krizi geçirerek vefat etmiş, vefat sonrası soruşturmanın selameti açısından polisler ve hekim arkadaşımız açığa alınmıştır.

Sağlık çalışanları hizmet sunumları esnasında her gün sözel ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Sağlık Bakanlığı sağlık personeline uygulanan şiddeti Beyaz kod yapılanması ile bir anlamda yargıya taşıma mekanizmalarını başlatmak için kurmuştur. Hekim arkadaşımız hastaya bir müdahalede bulunmamış, sadece beyaz kod vererek bir şiddet girişimini yetkililere iletmiştir. Rahmetli olan şahsın polise de mukavemet göstermesi süreç hakkında fikir vermektedir. Bu nedenle hekim arkadaşımızın açığa alınması hem hukuken hem de ahlaken yanlıştır. Bu yanlıştan bir an önce geri dönüleceğini düşünüyoruz.

Bakanlığımızdan en büyük beklentimiz sağlık okuryazarlığı konusunda kamuoyunun bilinçlendirilmesidir. Aksi takdirde önümüzde ki günler ne yazık ki daha da vahim olaylara gebe olacaktır. Ayrıca aile hekimliği sisteminin en büyük sorunu olan kanunsuz ilaç talepleri, hastanın gelmeden raporlu ilaçlarının yazılmasının istenmesi, ev ziyaret hastalarının sorunları, uygunsuz rapor talepleri konularının ivedilikle çözülmesi gerekmektedir.”