Oyunu sahneleyen edebiyat öğretmeni ve kolejin eğitim koordinatörü, Lorca’nın birden fazla eserini derleyerek bir kolaj yapmalarının ana sebebinin, tiyatro kulübü üyesi olan tüm öğrencilerinin ağırlıklı roller alabilmesini sağlamak olduğunu söylüyorlar. Böylelikle tüm öğrencilerinin kendilerini bir bütünün parçaları olarak hissetmelerini hedeflemişler. Öğrencilerin sahne üstündeki coşkularından da bu hedefe ulaştıkları gözlenebiliyor.

Gösteri farklı oyunlardan alınan parçalardan oluşuyor olsa da, parçaları birbirine bağlayan ara oyunların bütünleyiciliği sayesinde seyirciler dikkatlerini bir an bile ayırmadan oyunu keyifle seyrettiler. Oyun hazırlanırken BGST Tiyatro’nun “Lorca’nın Acıklı Güldürüsü” adlı kolajı baz alınmış. “Lorca’nın Acıklı Güldürüsü” oyununda Lorca’nın başarılar ve baskılarla dolu hikayesi anlatılıyor. Şehir Koleji oyuncuları bu hikayeyi bir kenara koyarak, oyunu okul tiyatrosu formunda revize ederek bir “öğrenme yolculuğuna” dönüştürmüşler.

Bu bağlayıcı oyunlar için, Lorca oyunlarında sıklıkla kullanılan “kuklacı” teması seçilmiş. Oyunda, kuklacı olmayı başarmış genç bir kadın bizleri kendi çocukluğuna, gençliğine ve hatta doğmadan çok önceki zamana, ailesinin ilk tanıştığı günlere götürüyor ve kendi “öğrenme yolculuğunu” anlatıyor. Bu yolculukta ailesinin ve öğretmenlerinin büyük desteğini görüyor. Kimi zaman çevrenin baskısı ile karşılaşsa da, mücadele etmeyi bırakmıyor.  Kukla yapmayı önce ailesi, sonra öğretmenlerinden öğreniyor. Çocukken tanıştığı bir genç kadın, küçün insanların dertlerine şahit ediyor onu. Bu dertleri şehir şehir dolaşıp kuklaları ile anlatmasını öğütlüyor.

Dönemin müziklerinin büyüleyici etkisi, incelikle işlenmiş şiirsel anlatım ve öğrencilerin ağzından bir öğrenme hikayesi anlatılıyor olmasının anlamlı yönü bir araya geldiğinde, “Şehir’in Oyuncuları” üzerinde yıllarca konuşulacak bir eser çıkartmış diyebiliriz. Emeği geçen herkesi kutlarız.