On bir ayın sultanı olarak tanımlanan Ramazan ayında insanlar arasındaki paylaşım duygusu en üst seviyeye çıkıyor. Birçok kişi iftar sofralarında buluşurken, yiyecek ve içeceklerin aslında ne kadar önemli nimetler olduğu akıllara geliyor. Tüm bunların yanında ise her anın paylaşıldığı sosyal medya ortamlarında, yenilen yemekler fotoğraflanarak paylaşılıyor. Bunun doğru bir davranış olmadığını belirten ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adil Şen, sosyal medya kullanımının Ramazan ayında mümkün olduğunca asgariye indirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bu ay yediğimizi, içtiğimizi sergileme ayı değildir”
Ramazan ayının tüm Müslümanlar için yeni bir başlangıç dönemi olabileceğini ifade eden Şen, “Malum Ramazan ayında yemeden, içmeden kesiliyoruz. Mümkün mertebe Cenab-ı Allah’a ibadet, fikir, zikir, şükür ve benzeri ibadetlerle meşgul oluyoruz. Bunun dışında bu modern ve çağdaş hayatın 11 ay boyunca bize getirmiş olduğu birtakım gürültü ve hır gürden soyunma ayıdır Ramazan. Dolayısıyla bu ay; yediğimizi, içtiğimizi veya giydiğimizi teşhir etme, bunları sergileme ayı değildir. Bunlar bizim dinimizde olmadığı gibi geleneğimizde de yoktur. Bu deyimi yerindeyse son dönemin görmemişliğidir. Görünür olma hastalığının tezahürleridir. Maalesef Müslümanlar da bilerek veya bilmeyerek bu hastalığa düşebiliyorlar. Bu ve benzeri hususlarda çok dikkat etmek lazım. Şu anda İslam aleminin birçok yerinde savaş ve kıtlıklar var. Yokluklar var. Ülkemizde de var. Dolayısıyla, kıtlıkların, yoklukların, savaşların olduğu bir dünyada yediğimizi, içtiğimizi paylaşmak bir noktada günahtır bile. Çünkü ‘Komşusu açken, tok yatan bizden değildir’ hadis-i şerifi bizim temel prensiplerimizden biridir” şeklinde konuştu.

“Sosyal medyayla münasebetlerimiz, deyimi yerindeyse zaruri olmalı”
İnsanların özellikle Ramazan ayında yedikleri ve içtiklerini paylaşma konusunda ayrı bir hassasiyet göstermesi gerektiğini aktaran Doç. Dr. Şen, şunları kaydetti:
“Yediğimizi, içtiğimizi paylaşarak insanlara gösterişte bulunmak, dinen bile caiz değildir. Bu ve benzeri şeylere bilhassa inanan ve oruç tutanların uzak durması lazım. İnternet, Facebook veya sosyal medyanın Ramazan’ı veya Ramazan dışı olanı yok. Madem ki bu ayda kendimizi daha çok ibadete veriyoruz, madem ki fikir, zikir ve şükür ve benzeri derin ibadetlerle uğraşıyoruz o zaman bu ortamlarla ilgili biraz perhizde bulunmak iyi olur. Hiç kimseye faydası olmayan paylaşımlar yapmak, saatlerce internetin ve sosyal medyanın başında vakit öldürmek bunlar zaten bizleri Cenab-ı Allah’ın zikrinden, ibadetinden geriye alıkoyar. Ramazan bizim için buna bir başlangıç ayı olabilmeli. Ramazan’ın dışındaki aylarda da internete olan bu bağımlılığımızı asgariye indirmemiz lazım. Sosyal medyayla münasebetlerimiz, deyimi yerindeyse zaruri olmalı. Zorunlu olmadıkça bunlara tevessül etmemek lazım."