TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KURTARACAK DÖRT YAPISAL REFORM

Son 80 yıldır Türkiye Ekonomisi ufak tefek nefes almalar dışında hep darboğaz ve kriz içindeydi. kimi hükümetler kamuyu borçlandırıp büyümeye çalıştı kimileri ise özel sektörü ve vatandaşı... Ancak tüm denemeler darboğaz ve kriz ile sonuçlandı. Çünkü asla gerçek ve modern bir ekonomi sistemimiz olmadı. Bu yazımda ihtiyacımız olan modern ekonomik sistemin dört yapıtaşını kısaca anlatmaya çalışacağım.

1-) Yorumlamaya Ve Yaratıcılığa Dayalı Eğitim Sistemi

 Her konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da sorunun temeli eğitim sistemidir. Bizdeki eğitim tamamen ezbercidir ve bu eğitim, bireylerin yaratıcılığını, zekasını ve üreticiliğini engeller. Bizdeki sistem düşünmeyi ve yorumlamayı bilmeyen, problem çözmeye yatkın olmayan, yeni fikirler üretemeyen, ezberci ve asalak bireylerin yetişmesine sebep olur. Böyle bireylerden oluşan bir toplum ise kendi markalarını üretemez. Böyle sistemlerle yetişen toplumlar yapsa yapsa tıpkı günümüz Türkiye'si gibi, yabancı markalarının üreticiliğini ve tüketiciliğini yapar...

2-) Gerçek Bir Hukuk Sistemi

 Ekonomi ve Hukuk birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki bilimdir. Bir ülkede bol sermayeli, dinamik bir ekonomi olacaksa, yatırımcının haklarını, tam rekabet koşullarını ve hukukun üstünlüğünü her zaman muhafaza ederek, ekonomik işleyişi ve toplumun huzurunu güvence altına alacak bir hukuk sistemi şarttır. Bu da katı kuvvetler ayrımı ile mümkündür.

3-) Özel Sektöre Dayalı Üretim Ekonomisi

 Tüm yüksek refah seviyeli zengin ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de devlet ekonomiden ve üretimden elini tamamen çekerek denetleyici konuma geçmelidir. Bir futbol maçında hakemin oyuna her gereksiz müdahalesi maçı nasıl berbat ediyorsa, devletin de ekonomiye kriz anları hariç her müdahalesi piyasaya zarar verir. hükümet ekonomiye müdahale etmediği gibi aynı zamanda yandaşlarını da kayırmamalı, piyasada tam rekabet ortamını muhafaza etmelidir.

4-) Düşük Vergilere Dayalı Maliye Politikası

 Dinamik bir ekonomi için vatandaşın ve girişimcinin parası, vatandaşın ve girişimcinin cebinde kalmalıdır. Günümüzde olduğu gibi piyasadaki paranın %60'ını devlet vergi olarak toplarsa, piyasada dönen para azalır, alışveriş yavaşlar ve bunlardan dolayı da hem devletin toplayabildiği  vergi miktarı azalır hem de piyasa işlerliğini kaybeder. Piyasada mevcut olan paranın en verimli şekilde kullanılabilmesi için olabildiğince düşük vergi politikası uygulayarak hem toplanan vergi miktarında artış hem de piyasadaki canlılığın artışı sağlanmalıdır. İlgilenenler için İbn-i Haldun'un ''Devlet'' adlı eseri ve ünlü ekonomist Arthur Laffer'in ''Laffer Eğrisi'' teorisi detaylı bilgi sunmaktadır.