biyazar26 @ gmail.com

ANDIMIZ


Bir dönem "kaldırılsın mı?" diye tartıştık, şimdi de "geri gelsin mi?" diye tartışıyoruz. Bir ülke çocuklarının küçük yaşta ülkelerine ve değerlerine bağlılık yemini etmeleri tabiki güzel bir yaklaşım.
Japonya, ABD, Almanya gibi birçok ülkede de çocuklar buna benzer bir yemin ederler. Ancak biz sadece yemin etmişiz. Bu yemin ne anlatıyor? İçeriğinde ne var? Bunu hayatımıza nasıl yansıtacağız? Bunlarla hiç ilgilenmemişiz


Peki "and içmek" nedir?
Ant aslında bir Göktürk Damgasının [tamga] nın adıdır.Yani bugünkü anlatımla alfbede bir harftir. O dönemde insanlar aralarında bir sözleşme yapacaklarında at sütü [Kımız]içine kanlarını damlatırlar ve bunu içerek söz vermiş olurlardı. Yani tutmayacakları sözü pek vermez, bunu da kanları ile perçinleştirirlerdi. Hatta bu sözü verenlere de “Anda” denildiği söylenir.


   Peki biz 1932 yılında başlamış ve bazı değişiklerle günümüze kadar gelmiş olan bu toplumsal sözleşme başarılı olmuş mudur? Yani Cumhuriyetin ilk yıllardan beri ilkokula giden ve bugün belli bir yaşa gelmiş olan her Türk vatandaşı bu sözünü tutabilmiş midir?


Ne diyor andımız?
"Türk'üm Doğruyum, Çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak,
Büyüklerimi saymak,
Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe,
Durmadan yürüyeceğime and içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!"

 “Türk’üm doğruyum, çalışkanım”
Gerçekten öyle misin? Peki Türk’sen neden ülkene ihanet ediyorsun? Türk olarak bu ülkeye ne faydan oldu?
Doğruysan; neden rüşvet alıp veriyorsun, vergi kaçırıyorsun, devletini deniz olarak görüyorsun?
Çalışkansan, sana verilen işi hakkıyla yapmıyor ve hep daha fazla kazanmak dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorsun? Ülkeye faydalı kaç icadın veya patentin var?


“İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak”
Nasıl bir ilke ise çocuklar kaçırılıyor, başlarına gelmeyen kalmıyor. Büyüklere kendi büyüklerine saygı göstermediği için onların çocuklarından da bunu beklemiyoruz artık.


“yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.”
O kadar çok seviyoruz ki; yedik yedik bitiremedik. Satmaya doyamadık. Siyasette ve ya serbest piyasada yükseldikten sonra zenginliklerine zenginlik katanlar bu andı okumadılar mı? Sizin özünüz para mı?


“Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.”
Bu konuda da çok başarılı olmadığımız aşikardır. ”Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyeti ile hareket eden “gemisini kurtaran kaptan’ lar olduk çıktık. İlerlemekten anladığımız geriye gitmemek olmuştur.


   Bundan sonrasında ise Atatürk’e açtığı yolda ilerleyeceğine ant içen bu toplum, ölümünden hemen sonra tersine çalışmaya başlamış ve “ilerlemek’ te Atatürk’ lü yıllarda kalmıştır. Nerede kaldı sözümüz?


   Bu ülkenin her ferdi 5 yıl her sabah bu sözleri verdi. Ama bu ülkede paralel devleti oluşturanlar, darbelere karışanlar, ülkeyi en iyi ben yönetirim diyerek başa gelip ülkenin gelirini peşkeş çekenler, hayali ihracat yapanlar, ihalelere usulsüzlük karıştıranlar, açıktan veya gizliden çalanlar, hortumlayanlar ve bunları çocuklarına meşruymuş gibi anlatıp kendilerinden sonra genel nesillerde bu sözü vermedi mi?
   Varlığımızı armağan ettiğimiz hiçbir değer, hiçbir amaç kalmamış. En milliyetçimiz en parasız olanımız olmuş. Parası olan zaten her yerde yaşarım demiş dili “Ne mutlu Türk’üm diyene” dese de kalbi “Ne mutlu parası olana” demiş.

   Kaçınız İlkokulda her sabah ettiğin bu yemini daha sonra hiç hatırladı? Hiç aklımıza geldi mi ne diyor bu ant? Gelmedi kesinlikle. Çünkü andımızı bize okutanlar da bu anda inanmadı. Sadece bir görev olarak yaptırdılar bize yıllarca.

  Şimdi andımız geri gelecekse, içeriğine uygun nesiller yetiştireceksek ve söylediklerini uygulatacaksak gelsin. Yoksa çoukların yalan hanelerine boşuna yeni çentikler attırmayın!