eniszeytinler @ gmail.com

Geçtiğimiz Pazar, 4 Mart 2018 ve sabah 09.30 da telefonum çaldığında derin bir uyku halinde idim. Neyse ki uyku sersemi yataktan düşmeden ya da oraya buraya çarpmadan telefonuma ulaşıp cevap verebildim…

Aloo… karşıdan gelen ses hiç de yabancı değil. Benim tiyatro çalışmalarına devam eden bir öğrencim. “Özür dilerim hocam, sizi uyandırdım sanırım?” J “Yok canım ne uyandırması…! Çok oldu uyanalı!” Demek vardı ya… Diyemedim bir şey. Gülümsedim, gülümsemeye de, sessiz olunca gülümsemem bir işe yaramadı.

“Hayırdır? Sabah sabah? Birde saat dokuz buçukta… Karga bo… kahvaltısını etmeden…” Dedim içimden, yüksek ses ile de “Hayır olsun bir durum mu var? Diyebildim. İkiyüzlülükle.

Bir gün önce, telefonuna bir mesaj gelmiş öğrencimin. O mesajı okudu bana. “Eskişehir’ de çekimleri devam eden ve bir tv de yayınlanan dizi ile yine Eskişehir’ de çekimleri yapılacak bir sinema filminde oynayabilme hakkını kazandınız. Pazar günü saat 10 ile 20 arası deneme çekimlerine Falanca Otel’ de bekleniyorsunuz!” Evet bekleniyorlar, kazıklanmak ve dolandırılmak üzere bekleniyorlar.

“Ne yapayım hocam gideyim mi görüşmeye?” Gülerek cevap verdim. “Gitme desem gider misin?”, “Git. Desem, gitmez misin?” Karşıdan gelen cevap daha da ilginç geldi bana. “Ama hocaam, belki ünlü olurdum… “Git, evladım, git yavrum, kuzum git! Git de sende boyunun ölçüsünü al.” İyi pazarlar dedikten sonra telefonu kapattım. Uyanmıştım ve uymaya da gerek kalmamıştı, toparlandım, giyindim evden çıktım, tiyatroma doğru yola koyuldum.

Evimle tiyatro atölyem arası normal yürüyüşle yarım saat. Bu yarım saat o Pazar birbuçuk saati buldu, işime gelene kadar. Nedeni belli sizin de tahmin edebileceğiniz gibi… En az yedi kişi daha aradı, yukarıdaki mesajı alan oyuncu adayları, oyuncular, ev hanımları, gençler, emekliler… “Hocam, ben seçilmişim gideyim mi Falanca Otel’e?”, “Hocam, nereden adresimi, telefonumu aldı bunlar? Ne dersiniz deneme çekimine gideyim mi?”… Gibi gibi gibi sözler.

Tiyatro Atölyeme geldim. Bir de göreyim? Tanıdık bir arkadaş, tutmuş evladının elinden gelmiş beni bekliyor. O da Falanca Otel’e gidecekmiş. Gitsin miymiş ya da ben torpil olur muymuşum… Onu soruyor. Ne yapsın adam? Ünlü olacak çocuğun babası durumu, hiç de fena bir şey değil.

Bu çok yakında meşhur olacak çocuğun babasını da yolcu edince; biraz düşündüm kahvemi yudumlarken. “Vardır bunda da bir hayır.” Diyerek gülümsedim kendi kendime, döndüm işime.

Öğleden sonra ben de gideyim şu Falanca Otel’e diye düşündüm, paltomu giydim ve malum otele yola koyuldum. Falanca Otel’ in lobisinde okla gösteriyor deneme çekimlerinin yapılacağı salon.

Kayıt/Kabul Masası ve görevli, güler yüzle karşılıyor gelenleri. Gözlerinde hoş bir gülümseme ve göz bebeklerinde Amerikan Doları… “Boş bir masada formu doldurun getirin lütfen.” Sonra sizi içeri geniş salona alıyorlar. Birbirine uzak 4 masa ve her masada; bilmiş, oturaklı bay ve bayanlar…

Beni de içeri buyur ettiler, doldurduğum formdan sonra. Bu arada alt kattaki salona girdiğimde bir dolu her yaştan insan. Yüzlerine bakarak geçtim. Komşumuz Ayşe teyze de orada, bakkal Haşmet amca da, bir cigaran var mı? Diyen doktorlardaki akıllı da, kolunun altında Pazar ödevi ile küçük Emre de, altına çişini yapmış bebecik de orada…

Bir dolu insan, ünlü olmak adına soluğu almışlar, Falanca Otel’ in salonlarında.   

Karşımda genç bir kız. Dersine iyi çalışmış. Aynı soruları bana da sordu. ama biraz tedirgin. “Siz dedi, neden buradasınız? Neden geldiniz?” Güldüm başladım konuşmaya…

“Dilim varmıyor söylemeye, bu yaptığınız iş değil resmen dolandırıcılık! İki belki üç yıldır, başka başka isimlerle gelip YAPIMCIYIZ diyorsunuz ve yüzlerce hemşerimizi size rol vereceğiz diye kandırıp ceplerinden paralarını alıyorsunuz. Her şeyi kitabına uydurmuşsunuz. Size davada açamıyorlar. Umut kapısı size geliyorlar ve bile bile lades diyor. Bile bile kandırılıyorlar. Birkaç ay evvel geldiğinizde kişi başı 650 lira aldınız insanlardan.” Nutku tutulmuş kız! Dut yemiş bülbüle dönmüş kız, birden açıldı dili ve bir çırpıda konuştu. “Hayır beyefendi 580 lira dedi…

Sizin, bu yaptıklarınızı cümle âleme duyuracağım dedim kızgın, hırslı ve hızla masadan kalkıp uzaklaştım.

Artık sevgili okurlar yorum size kalmış. Daha da yazmam. Y O R U M S U Z…

Bu günlerde ünlü olabilmenin faturası çok yüksek!