merteke26. @ gmail.com

Devletin doğasından bahsetmek için öncelikle devletin neden var olduğu üzerinde durmak gerekir. Hiç bir otorite altında olmayan kalabalık bir insan topluluğu düşünün. Hiç bir kural ve kaide yok, yasalar yok, güvenlik güçleri yok... Bu durumda anlaşmazlıkların tek çözümü kaba kuvvet olacaktır. Kim güçlüyse onun sözü geçecek, kaba kuvvet kimdeyse mal da, mülk de, hak da onun olacaktır. İşte devlet buna engel olmak için vardır ve varlığı zaruridir. Devlet, güçlünün haklı olmasını değil haklının güçlü olmasını sağlar. Devletin yegane görevi toplumda adaleti tesis ederek, güçlü güçsüz tüm bireylerin hakkını korumak ve bireylerin huzurunu sağlamaktır. Devletin doğası budur. Binlerce yıllık süreçte insan yaşamındaki her şey değişmiştir ama devletlerin varlığı ve gerekliliği aynen devam etmiştir ve edecektir.

Devletin doğasını tam anlamıyla işleyişe koymak için her şeyden önce kuvvetler ayrılığı şarttır. Kuvvetler ayrılığı; devlet başkanının keyfine göre hareket ederek, vatandaşların hakkını yemesini veya devleti zarara sokmasını önlemek için yasama, yürütme ve yargı unsurlarının birbirinden ayrılması ve birbirini denetleyerek bir denge durumu oluşturmasıdır.

Günümüzde toplumların doğasına uygun, modern bir devletin dört temel özelliği vardır.

1-) Güçlü Devlet
Hakim olduğu sınırlar içinde adalete meydan okuyan tüm terör gruplarını kolaylıkla bastırabilecek ve icabı halinde içeriden veya dışarıdan, devletin varlık ve bütünlüğüne yapılacak tüm saldırıları kolaylıkla bastırabilecek güçlü bir devlet.

2-) Bağımsız Yargı
Devlet, doğası gereği vatandaşlar ve sivil topluluklar üzerinde orantısız bir güce sahiptir. Bu gücü hukuk dışında kullanarak vatandaşların hakkını yememesi için ve devletin adaletine muhtaç olan vatandaşların hem kamusal hem özel alanda hakkını muhafaza edebilmesi için, devlet başkanı dahil herkesi denetlemeye ve yargılamaya muktedir olan, herkesten bağımsız bir yargı sistemine ihtiyaç vardır. Yoksa devleti yönetenler gücünü kötüye kullanabilir ve herkesin hayatını berbat edebilirler.

3-) Katılımcı Demokrasi
Huzurlu ve mutlu bir toplum için toplumdaki tüm kişiler ve gruplar şikayetlerini, isteklerini yetkililere iletebilmeli ve halka duyurabilmelidir. Katılımcı demokrasiden kastım seçim barajının olmadığı, toplumdaki tüm grupların temsil edildiği ve derdini anlatabildiği bir meclistir. En mutlu toplum, kimsenin dışlanmadığı ve susturulmadığı toplumdur.

4-) Serbest Piyasa Ekonomisi
Refah seviyesi yüksek bir toplum için güçlü bir ekonomi gerekir. Güçlü ve dinamik bir ekonomi için ise devletin içinde olmadığı ve işi en iyi yapanlara bıraktığı bir sistem gerekir. Devlet doğası gereği yönetici ve denetleyicidir. Bu yüzden ticaret yapmak yerine, ticaret yapanları denetlemelidir. Devletin bizzat üretim ve ticaret yaptığı sistemler hep başarısız olmuştur. Sovyet Rusya ve eski dönem Komünist Çin buna güzel örneklerdir. Ülkemizde de ticaret yapan kamu kurumlarının ciddi zararlar ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu yüzden devlet ekonomide sadece hakemlik yapmalıdır.

Devletin dışarda kalması gereken tek alan ekonomi değildir. Devlet, sanatı sanatçıya, dini vicdana, bilimi bilim adamlarına bırakmalıdır. Ayrıca insanların yaşam tarzlarını da insanların tercihine bırakmalıdır. Sonuç olarak devletin doğası yönetmek ve denetlemektir. Devletin doğasının dışına çıktığı her hamle topluma sadece zarar getirir.