eniszeytinler @ gmail.com

Karanlıklar örter aydınlığı… Oysa candır Güneş, ışıktır, sıcaklıktır, hayattır ve hayattır insanı insan yapan insanlaştıran. Ve insanı; insanlığa, dostluğa bağlayanda Güneştir… Güneştir insanın mutluluk yolunu açan.

Güneş yüzlü insandır, sarıp sarmalayan, dostça kucak açan, karşılıksız insana dokunan eldir… Yürekten gelir sıcak ilgi. İlmek ilmek örer öğretiyi, paylaşmayı bilendir dokunabilmeyi bilen insan.

Ben insan evladıyım. İnsanı tanır, insanla yürürüm, insanla aynı yöne bakarım.

Ben insan evladıyım. İnsanla el ele yürür, paylaşır, insana dokunurum. Soğuk değil sıcağım ben. Enerjimi paylaşır, halka halka dağıtırım, benden az şansı olanlara… HIZMET EDERİM.

Bakmak değil GÖRMEKTİR. İşitmek değil DUYMAKTIR. Ellemek değil hissetmek ve DOKUNMAKTIR. Kalbe dokunmak, dokundukça daha da güçlenmek ve üçe beşe değil olduğunca çok insana dokunmaktır.

Yaratmak benim işim. Aşkla, mutlulukta, seviyle sanat yaratmak benim işim. İyiliğe koşanı; Kare kare ışıkla anlatmak, anlatırken içinize huzur vermek benim işim. Beynimle, düşlerimdeki insanı; beyaz perdeye, renkli cama aktarmak benim işim…

Yazarım ben. Senaristtim, oyuncuyum, yönetmenim ama bir o kadar da insanım ben… Ve ÖNCE İNSANIM ben!

Ve şimdi: Bir sıcak insan, bir gönül insanı, bir yaren, bir dost, bir arkadaş ve bir çalışkan adam; kalbi gönül misali sıcak… Eli güven veren bir insan… Ve geliyor karşınıza; gülen yüzüyle…(Ne kötü değil mi böyle anlamlı bir sunum yapıp da arkasından bir isim, bir kişi sunamamak… Takdim edememek!)

Bizden birini, bizim adımıza, bizim için, bizim mecliste olsa da; bizi hakkıyla temsil etse diye düşledim, düşledim ama ben birini bulamadım.

Siz?