eniszeytinler @ gmail.com

Gazeteyi özlemişim… Kokusunu özlemişim… Rengini özlemişim… Yazdığım yazının bir sonraki gününü özlemişim.

2012 den beri yazmamışım ve neden yazmadığımı da bilmiyorum. Dilim sivri, batar belki birilerinin diline diye mi yazmadım yoksa vakit mi bulamadım? Bilemiyorum.

Düşündüm cevap vermek için, kendi soruma. Yok dilim yine sivri, yine patavatsızım… Onla ilgili değil yazmamak. Aslında bilgisayarda, masa üstünde sayfalarca yazılar var. Ekranda durup duru yazılaa da…? (bu ara Denizli yöresi bir oyun prova edince dil o yöreye kayıyor. Gözünüz yanlış algılamadı. Hata bende J) yazamamışım işte.

Günlük kısa yazılar yerine, aradan geçen beş yılda oyun yazdım. Daha doğrusu oyunlar yazdım. Biri gün yüzüne çıktı geçen yıl ve 65 kez sahnelendi… 5 şehir 60 ilçe gezdi, “Bizimkiler”…

Bizimkiler; bizden biriler. Bizden babalar, bizden anneler ve bizden evlatçıklar. Kâh güldüler, kâh ağladılar, kâh hüzünlendiler, kâh gülümsediler, kâh umutlandılar ve de umut tükettiler…

Bizimkilerin arkası geldi sonradan, “Bizimkiler/Trafik Canavarı” adıyla yeni bir oyun olarak beklemekte sırasını. Sonra; “Ah Bu Kaynanamım Kabakları…!” bitti sahneye hazır hale geldi. Bitmek üzere, az kaldı, bitti bitiyor “Hastam, Ben ve Alzheimer”.

Oyunlar, yazdığım oyunlar dursunlar bir kenarda, demlensinler. Zamanı gelince sahneleriz günün birinde.

Yazıya başlarken özledim dedim. Ö z l e d i m hakikaten gazeteyi. Teklif gelince de balıklama atladım. Yazarım dedim yazarım. Vallah billah yazarım. Kokusu olmasa da yazarım.

Bu hasret dolu yazım önden biraz hazırlık olsun okurlarıma, özleyenlerime, (belki vardır özleyen). Yakında tiyatro, sanat, kültür belki biraz gezi ve de yemek, içmek…

Ben buradayım… Bekleriz Efendim! (Altmışlık delikanlılara biraz nostalji olsun, Aziz ÜSTEL hocanın siyah-beyaz camdan bir kapanış anonsu.

Sevgi ve saygılarımla.