eniszeytinler @ gmail.com

Eskilerin bir sözü vardır, onu hatırladım bu sabah Sözcü Gazetesini okuyunca… “Vur abalıya, vur abalıya…”

24 Haziran Millet Vekilliği Seçimlerinden hemen bir gün sonra başladı ölümcül eleştiriler gazetelerde. Seçim öncesinde övgüler, övgüler ve şiirler ve de ne destanlar düzüldü aynı kişilere. Umuttu, rüzgârı arkasına almıştı ve de DİP DALGASI yaratıyor du. Saltanat sallanıyor, yıkıldı yıkılacak. Asrın lideri sustu, Prompter’ e yenildi… Gibi, gibi bir sürü safsata.

İşin ilginç tarafı; biz sosyal demokratlar da umutlandık. İçimizde yine de olmaz ya, kısmet dedik. “Bu sefer seçimi kazanırız” J Kazandık…L

Hem savcı, hem hakim ya; beyler köşesin de yazmış Suçlu… “AKP’ nin kayıtlı üye sayısı 10 milyon… CHP’ nin tüm kayıtlı üye sayısı 1.2 milyon…” Tırnak içerisindeki yazılanlar Eeeeyyy Bekir Coşkun’ dan alıntıdır. Bak bak bak… Bir partinin üye sayısı yazılı, diğer partinin tüm üye sayısı… Malum partinin tüm üye sayısını yazsa, dudaklarımız uçuklayacak. İyi ki de yazmamış. Arkadaş, anladık gömücen de biraz dikkatli göm.

Partilerin üye sayısını veren ve lideri, birinciyi açıklayan sayın kafalar; bilmezler mi acaba? Birkaç açık kadro için insanlara tavsiye edilen “Partiye git kayıt ol gel” denir. Bu söz dinler millet de koyun gibi gider kaydolur yöneten partiye. Sonuç: benim partime kayıtlı üye sayım öle yerinde sayar. J

Yıllardır uyumuşsun da, geldik seçim gecesine: Kemal amca “Sandık başında görevini sonuna kadar yapan arkadaşlara içtenlikle teşekkür ederim. Dedi… CHP’ nin oluşturduğu Adil Seçim Platformu aynı gün “Görevimizi yapamadık, kamuoyundan özür dileriz.” Diye açıklama yaptı.

Ey Bekir Çoskun… Yakıştı mı sana “Kemal Amca” lafı?

Bir tarihte, ki bugünkü yaşımda değildim. Çarşı Camii arkasındaki saatçilerden birine, dükkâna girdim. Saatimin pilinin değiştirilmesini istedim. Sonrasında da ücreti ne kadar amca dedim. Saatçi; sakin ama ders veren tonda: “Ben senin nereden amcan oluyorum?” dedi. Utandım. Haklıydı amca lafına ne gerek vardı?

Bir iş yapmışsın, bazı önlemler almak adına. Kendinden eminsin, yola çıkmışsın ve maalesef başaramamışsın, olmamış ve kamuoyundan özür diliyorsun. Özür dilemek kötü bir şey mi? Ne yani; “İnternet hatlarına kediler mi GİRDİ!” deseydi platform yetkilileri. Kİ, pekâlâ trafoya giren kediler, internet hatlarına da girebilirler… J

Bizde bir söz vardır. “O sinirle söylendi…”, “Çok üzgündü, istemeden söyledi…” gibi. 81 ilin tümüne yakın illerde mitingler yapılmış, gazetelerin manşetleri övgülerle dolu… Dip dalgası geldi, geliyor… Ve sonuç: Hüsran. Kaybettik.

Ne bekliyorsunuz parti başkanından, ya da yönetimden? “Japon usulü harakiri yapmalarını mı?” Yok artık! Tabi ki aykırı sesler çıkacak, Konuşulacak, tartışılacak ve doğru, akılcı bir yol bulunacak.

Vur abalıya heyecanı ne? Partinin içişlerine müdahale ve KARAR size mi düşer? Sn. Gürsel Erol’ un avukatı mısınız?

Gelelim İsmail Küçükkaya polemiğine… Daha birkaç gün önce aynı gazetede sayın İsmail Küçükkaya için FOX TV yürüyüşündeki tutumu eleştiriliyordu. Bugün savunuluyor. Bence boşuna… İzleyen, takip eden gece sabaha kadar yazdı durdu… SATILMIŞ…!

Popülist yaklaşımlar, bir gün gelir aynada yüzünü gösterir.

Yazıma başlarken savcıda değilsiniz, hakim de yazmıştım. Bir de karar için erken. Ne demek alay eder gibi; “Kemal Kılıçdaroğlu, tek SUÇSUZ!”

Herkes bilmeli ki aklıselim sosyal demokratlar, Atatürk Cumhuriyetçileri ve parlamenter sistem savunucuları gerekli dersi verirler. Alay etmeden, konuşarak, tartışarak, nedenlerini ortaya koyarak. Elele ve birlikte, küsmeden, kavga etmeden. Her şeye rağmen kucaklaşarak.