gulserensenyuzlu @ gmail.com

Asla, dediğiniz duyar gibiyim. Neden mi?

Büyük bir aşla istiyorsunuz da ondan. Gece gündüz ona kavuşmanın hayaliyle yaşıyorsunuz. Vuslata kaç gün kaldı diye, adeta askerin tezkere beklerken yaptığı gibi, gün sayıyorsunuz.

Beklenen gün yaklaştığında sabırsızlığın daha da artıyor. Kuaför randevularınızı ve gerekenleri listeliyorsunuz. Eksik var mı diye dönüp dönüp kontrol ediyorsunuz. Düğün günü erkenden uyanıyorsunuz geç kalmamak için.

Ve erkenden gidiyorsunuz salona, kontrollerinizi yapıyorsunuz. Ve mutlu son…

Düğününüze geç kalmıyorsunuz; çünkü yeni bir hayat kuruyorsunuz, gelecek…

Aile yaşamı çok önemli insan yaşamında…

Aile yaşamı çok önemli de iş yaşamı önemsiz mi?

Nasıl yaşayacağınız, mutluluğunuz işinize bağlı. “ İki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor.”

Öyleyse neden sizin yaşamınızı, mutluluğunuzu, doğmamış çocuklarınızın yaşamını, geleceğini belirleyecek olan sınavlara geç kalıyorsunuz.

Sözüm geçtiğimiz hafta yapılan KPSS’ ye geç kalan, sonrada sinir krizleri içinde haksızlık diye avaz avaz bağıran arkadaşlarıma.

Kocaman adamlarsınız, nasıl geç kalırsınız böylesine önemli bir sınava.

Aylardır hazırlanmadın mı o sınava. Kamu da görev alma hayalleri kurmadın mı?

Demek ki yürekten istemiyormuşsun. İsteseydin sınav yerini öğrenir öğrenmez nerede olduğunu araştırır, nasıl ulaşacağını öğrenir, zamanında ulaşmak için plan yapardın.

Ve daha önce sınava geç kalanların mağdur olduklarını bile bile aynı hatayı tekrarlıyorsun.

Demek ki sen, gönülden istememişsin arkadaş.