cagdasozyazici @ gmail.com

22 Haziran tarihinde gazetelere, internet sitelerine bir haber düştü. Ankara’da 8 yaşında bir çocuk kayboldu diyordu haberlerde. Belki de herkes düşündü çocuktur bir yere gitmiştir bulunur diye ama beklenen olmadı, Eylül geri gelmedi.

Oysa ki Eylül ve ailesi Bursa’da yaşıyorlardı. Yaz tatillerini geçirmek için memleketleri Ankara’ya geldiler. İbrahim ve Şerife Yağlıkara çiftinin 3 çocuğundan en küçükleriydi Eylül. Çocuk bu eve bağlayamazsın, pamuklara sarıp bir kenara koyamazsın. Eylül’de her çocuk gibi oyun oynamak için çıktı 22 Haziran günü sokağa. Aradan 8 gün geçti Eylül gelmedi ama çok acı bir haber geldi.

İnsan sıfatına bürünmüş bir cani 8 yaşındaki melekler kadar masum Eylül’ü kaçırdı ve tecavüz etti. Bunu yapan insan olamaz. Bu caniliği yapan çok aferdesiniz şeref yoksunu pislik, minik yavrumuza tecavüz ettiği yetmediği gibi bir de elektrik direğinin altına gömdü.

Bende bir babayım. Benimde her şeyden sakındığım gözüm gibi baktığım bir kızım var. Ben kızımın saçının teline zarar gelse kahrolurum. Şuanda Minik Eylül’ün ailesi kim bilir ne durumda. Evlatlarını kaybettiklerine mi üzülsünler yoksa gözlerinden bile sakındıkları minik yavrularının katledilmesine mi? Bunların yanı sıra minik Eylül’ümüzü katleden şeref yoksunu pisliğin hala nefes alıyor olabilmesi de hepimizi derinden yaralıyor.

Minik Eylül’ün başına gelen olay ne ilk ne de son olacak. Devlet bu konuya özel bir şekilde el atmalı. Hiç birimiz çocuklarımızı eve kapatamayız. Çocuk bu oyun oynayacak, eğlenecek. Ama çocuk istismarcısı şeref yoksunu pislik mahluklara gereken ceza verilmedikçe bu pislikleri yapmaya devam edecekler. Ben bir baba olarak Minik Eylül’ü katleden pisliğin hala yaşıyor olmasına katlanamıyorum. Eylül katledildi, ailesi acı içerisinde Türkiye ağlıyor fakat katleden pislik önce nezarethanede sonra ceza evine gidecek. Eylül’ün ailesi acılarından ağızlarına bir lokma koyamazken o pislik cezaevinde 3 öğün sıcak yemek yiyecek. Bu suçların cezası bu olmamalı.

Devlet’in acilen bu işe el atması gerekiyor. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı bizim koruduğuz kadar devletinde koruması gerekiyor. Devlet bu suçlara daha ağır cezalar vermediği sürece bu sapıklar çoğalacak. Bir baba olarak buradan devlete sesleniyorum. Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Geleceğimize sahip çıkmak bizim olduğu kadar devletinde görevidir. Devlet ilk olarak bir an önce hükümeti kurmalı. Daha sonra çocuklarımıza sahip çıkacak, onları daha güvenli bir ortamda yetiştirmek için yeni yasalar çıkarmalıdır. Türkiye 2 senedir OHAL kapsamında yönetiliyor. Şu anda OHAL’lik tek bir konu varsa o da “ÇOCUK İSTİSMARI”dır. Devlet OHAL’i kaldırmalı ve çocuklarımızı güvence altına almalıdır.

Son olarak İbrahim ve Şerife Yağlıkara ailesine minik Eylül’lerini kaybettiklerini için baş sağlığı diliyorum. Minik Eylül’e de Allah’tan rahmet diliyorum. Bunu yapan şeref yoksunu pisliğinden en kısa zamanda en ağır cezayla cezalandırılmasını istiyorum.

Seni unutmayacağız minik Eylül…